Vay beeeeee !
Ne günlerdi. Manyak makinaydı.
Commodore 64′ümüzü aldığımız ilk günü dün gibi hatırlarım. Gazetede Bakırköy’de bir şirketin ilanı vardı. İşte klasik program, eğitim, derslere yardımcı, ingilizce çalışma falan gibi klasik şeylerden bahsediyordu. Abimle babamı kandırıncaya kadar canımız çıkmıştı. Büyük pay abimin tabi. Neyse Bakırköy’de ki yere gidip yağmurlu bir İstanbul akşamında C64 ‘ümüzü almıştık. Çok komikti yalnız . Biz bilgisayarı alınca oradaki kişiler bize eğitim vereceklerini söylediler. Tamam dedik ne güzel eğitim de var. Bizi içerideki bir odaya aldılar ve ne gösterdiler tahmin edin. ” Shift Lock + Run Stop + Shift Lock=Press Play On Tape ”
evet tuş kombinasyonu yanlış hatırlamıyorsam buydu. Oyun yüklemişlerdi bize ve ilk oyun Falcon Patrol ‘dü. Şu sağa sola uçan uçak. Benzininiz biterdi de benzin almanız gerekirdi ama benzin deposunun üzerine konmak bi hayli zor olurdu.


Bu Commodore’ un Karaköy’de distribitörü vardı. Teleteknik. Bi sebepten , büyük ihtimalle C64 bozulmuştu, Teleteknik’ e gitmiştik. Sonra bu makinanın kafa ayarı denen naaalet bi şeysi vardı. Bi de bunun Kafa Ayar Programı vardı. Oyunları yükleyebilmek için kafa ayarının, teyp üzerindeki delikten ulaşılan vidanın, küçük tornavida marifetiye çevrilmesi ile yapılması gerekiyordu. (
vay be ) Of offf offffffff bazen kabus yaratırdı bu çünkü gerçekten uyuz bir şeydi. Kafa ayarını abimle yapardık oyun yüklenir yüklenir , 5,6,10 dakika yüklenirdi. Sonra ekranda vıdı vıdı bazı karakterler dönmeye başlardı. Bi yerde takılırdı ve oyun açılmazdı. Haydaaaaaa dön başa bi daha kafa ayarı yap. Yok sonuna kadar sola döndür sonra 2 tur sağa döndür. Yok yarım tur sağ bi tur sol yap falan. Uzmanı olmuştuk bu işin. Oyuna göre kafa ayarı yapardık valla.
Bi de bu günlerle ilgili hatırladığım ve atlayamayacağım bir şey Dilek evet Dilek. Kimdir Dilek. Kendileri benim ikiz kardeşim olur ve adından da anlaşılabileceği gibi kızdır ve şu anda bilgisayar oyunlarını hiç sevmemektedir. Amaaaa, o zamanlar oyun oynamak için sıraya girerdi. Yok ben birim sen ikisin falan çok defa hır gür çıkardı. Şimdi Playstation2 ‘yi kafama atmadığı kalıyo. İşte zaman…
Sonra unutamadığım başka bir şey. The Last Ninja 2. Yav ne oyundu o ya. Müziği ile olsun, grafikleri ile olsun, ara yüklemeleriyle olsun çok güzeldi.
Abimin oyunu ilk getirdiği günü çok iyi hatırlarım. Galiba Fatih’den almıştı. Fatih’de vardı bilgisayarcı sonra Şişli’de falan vardı. Abim Şişli’de çalışıyodu işten dönerken falan da oyun getirdiği olurdu. Neyse abim oyunu getirdi. Yükledik. Yok yok daha yüklemedik. Bi müzük çıktı yüklenirken . Bi ninja kafası. Central Park. Süperdi. Tamam oyuna geçtik. Bi müzikholün tepesindeydik ve aşağıya inmemiz gerekiyordu. Yaw 1 hafta inemedik aşağıya. Sonra abim bi çözüm bulup , fotokopisini getirdi. Yav, bi ışık gibi bi yer var oraya yumruk atmamız gerekiyormuş. Sonra orada bi yerde kapak açılıyo, hoop atla aşağıya. Yaa ![]()




Sonra Quickshot vardı. Joystick. Ya da coostik mi desem
Neyse bu kaliteli olan joystick’lerden di. Böyle sağa sola oynatınca içindeki yaydan mütevellit
çıt çıt diye ses çıkarırdı. Böyle vurdulu kırdılı oyunlarda o yay mecburen kırılırdı. O zamanlar bilmiyorduk Elastisite Modülü falan. Lan kırdın coostiği falan diye birbirimize bok atardık. Özellikle abim yapardı bunu. Neyse. Böyle bi kaç tane kırılmış costiğimiz vardı. Bunları bi torbanın içine tıkmıştık. Abim bu torbayı açar içerideki costiklerden yay falan bulur, yapardı. O zamandan eli yatkındı böyle şeylere.

Yaa hatırladığım o kadar çok oyun var ki. Rick Dangerous, Gridder, Tapper, Yie ar kung fu,international karate, barbarian, microprose soccer , e.huges soccer, Power drift, Dungeon Warriors vs vs……
Bitmez…
(*) Commodore dergileri vardı bir de.. Kapakları için tıklayınız..



